Yakın geçmişte kuşak temelli değerlendirilen farklılıklar, bugün yapay zekânın farklı yaş grupları tarafından kullanımına bağlı olarak daha derin bir sosyal dönüşümü beraberinde getiriyor.
Temel düzeydeki eğitimden yükseköğretime kadar uzanan süreçte, yapay zekâ ile kurulan etkileşimin adeta deney laboratuvarında şekillenen bir dönemine tanıklık ediyoruz. Eğitim ve sosyal politikaların bu kullanım pratiklerine çoğu zaman sonradan uyum sağlayabildiği bir eşikten söz ediyorum. Bu dönüşümün en görünür etkisini özellikle gençler üzerinde göstermesi dikkat çekicidir. Çünkü gençler, bu teknolojiyi sonradan öğrenen değil; onunla birlikte düşünen, üreten ve gündelik hayatını bu etkileşim üzerinden kuran bir deneyimin içindedir. Bu nedenle mesele yalnızca teknolojinin kullanımı ve yaygınlaşması değil; gençlerin yapay zekâ ile kurdukları ilişkinin, iletişim ve sosyalleşme biçimlerini nasıl yeniden şekillendirdiği olmaktadır.
Bu yazıda gençlerin dijital platformlardaki gündelik pratiklerini ve yapay zekâ ile kurduğu bu ilişkiyi, gündelik pratikler ve sosyal etkileşimler üzerinden ele alarak ortaya çıkan dönüşümü anlamaya çalışıyorum.
İletişimde Paradigma Değişimi
Dijitalleşmeye ilişkin kavramların, yapay zekâ ile birlikte yeni bir boyuta ulaştığını deneyimliyoruz. Bugünün genç kuşağını tanımlarken kullanılan “dijital yerli” kavramı artık tek başına yeterli gelmiyor. Dijital dünya, bu kuşak için içine doğdukları ve doğal karşıladıkları bir gerçeklik ortamı sunuyor. Ancak yapay zekâ ile birlikte bu zemin, daha dinamik ve etkileşimli bir karaktere bürünüyor. Gençler, sosyal medya platformları ile etkileşim kuran bireyler olmanın ötesine geçerek; ilişkilerini yapay zekâ ile birlikte şekillendiren bir deneyimin içinde yer alıyorlar. Bu deneyim, sadece teknolojik bir yenilik değil; gündelik hayatın her alanına yayılan bir dönüşüme işaret ediyor.
Bu dönüşüm; öğrenme biçimlerinden bilgiye erişim yollarına, sosyal medya pratiklerinden içerik üretimine, gündelik kararlarına kadar uzanan bir alanda kendini gösteriyor. Yapay zekâ ile kurulan bu etkileşim, zamanla yalnızca işlevsel bir kullanımın ötesine geçerek, gençlerin düşünme, sorgulama ve kendilerini ifade etme biçimlerine eşlik eden bir yapıya dönüşüyor. Bu durum, yapay zekânın sadece kullanılan bir araç değil; kimi zaman birlikte düşünülen, kimi zaman karşılık alınan bir muhatap gibi deneyimlenmeye başladığını gösteriyor.
Temelde dijital araçlar kullanıcıya veri iletirken, yapay zekâ tabanlı sistemlerin artık iletişimin bir aktörü olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Bu noktada, insan-makine iletişimi kavramı karşımıza çıkıyor. Yani gençler için yapay zekâ sohbet robotları ve diğer sistemler artık sadece yanıt üreten ve bilgiyi simüle eden bir asistan olmanın ötesine geçerek; sahip oldukları insansı nitelikleriyle bağ kurabilen sosyal arkadaşlar konumuna geliyor. İletişimin insanlar arasında gerçekleşen bir ilişki paradigmasında insan makine iletişimine evrilen bu süreçte gençlerin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde etkilendiği görülüyor. Bu noktada dijital platformların ve sosyal medya pratiklerinin nasıl şekillendiği önemli bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.
Sosyal Medya ve Platformlar
Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygınlığı etkileşimi güçlendiriyor. Digital 2026 Türkiye verilerine göre Instagram, 13 yaş ve üzeri hedef kitlesinde %86,5 gibi oldukça yüksek bir yaygınlığa sahiptir. Bu durum, gençlerin bu platformlarda yoğun biçimde yer aldığını gösteriyor. Benzer şekilde gençler tarafından en çok kullanılan sosyal medya platformlarından biri olan TikTok’un erişim oranları da genç kullanıcıların bu platformlardaki belirleyici varlığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Veriler, TikTok reklamlarının Türkiye’deki 18 yaş ve üzeri yetişkin nüfusun %68,6’sına ulaştığını belirtirken, Türkiye’deki 16-24 yaş arası gençlerin de %26’sının aktif olarak TikTok kullandığını ortaya koyuyor. Bu noktada gençlerin bu platformlarda hem aktif içerik üreticisi hem de tüketici konumunda olduğu görülüyor. Bu noktada bu etkileşimli ilişki dinamiklerinin, bir yandan topluluk aidiyetini ve yeni iletişim biçimlerini güçlendirirken, diğer yandan gençlerin sosyal ilişkilerini giderek bu alanlar üzerinden kurmasına ve fiziksel dünyadan kısmen kopmasına da zemin hazırlamaktadır.
Nitekim Twitch platformu gibi gerçek zamanlı etkileşim sunan platformlarda kullanıcıların günlük ortalama 106 dakika zaman geçirmesi ve %58’inin haftada 20 saatten fazla yayın izlemesi, sosyal içe kapanma riskinin ulaştığı kritik boyutu gözler önüne sermektedir. Bu izolasyon ve platformlara yoğun katılım hali, doğrudan bağımlılık riskini de beraberinde getirmektedir. Yeşilay’ın Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu Mart 2026’ya göre; sosyal medya bağımlılığı düzeyleri demografik değişkenler açısından incelendiğinde özellikle kadınların, gençlerin, bekâr bireylerin ve öğrencilerin daha yüksek bağımlılık riski taşıdığı görülüyor. Diğer yandan, Discord ve Telegram gibi platformlardaki kapalı gruplarda veya dijital oyun ekosistemlerinde, gençlerin etkileşimi her geçen gün derinleşiyor. Özellikle Discord platformunun, eğitim amacıyla ya da salt bir oyun içi iletişim aracı olmaktan çıkarak; anonimliğin verdiği rahatlıkla farklı kimliklerin test edildiği, dil öğrenimi gibi ilgi alanları etrafında şekillenen “ağ bağlantılı topluluklara” dönüştüğü görülüyor. Özellikle pandemi sürecinde “ders çalışma grupları” gibi fonksiyonel amaçlarla da kullanılan bu ve benzeri platformlar, gençlerin dijital sosyal alanları haline gelmiştir. Benzer şekilde Twitch’in sunduğu “Sadece Sohbet” (Just Chatting) gibi kategoriler ya da Telegram grupları üzerinden kurulan gerçek zamanlı etkileşimin alternatif bir “dijital kamusal alan” işlevi gördüğü gözlemlenmektedir. Bu ekosistemde paylaşım yapanlar ve yayıncılar, gençler için sadece içerik üreticisi değil, söylemleri ve yaşam tarzlarıyla etkili birer “dijital rol model” olarak konumlanmaktadır. Ancak bu etkileşim, madalyonun diğer yüzünde gençlerin fiziksel dünyadan koparak dijitalde bireyselleşmesine ve yeni bir yalnızlık sarmalına girmesine de kapı aralayabiliyor. Sosyal medya ve platformlar ile kurulan bu ilişki, gençlerin bilgiyle, otoriteyle ve gerçeklik algısıyla kurdukları bağı baştan aşağı yeniden şekillendiriyor.
Dijital Haberden Kaçınma ve Algoritmik Farkındalık
Gençlerin bilgiyle, gerçeklik algısıyla olan ilişkisindeki mevcut dönüşümün medya ve bilgi kirliliği boyutuyla çerçevelenmesi meselenin bir diğer önemli boyutunu oluşturmaktadır. Reuters Institute tarafından yayımlanan Dijital Haberler 2025 raporuna göre, Dünya nüfusunun %40’ı haber almaktan kaçınırken, bu oran Türkiye’de %61 gibi kritik bir seviyededir. Negatif haberlerin psikolojik etkileri ve içerik bombardımanından soyutlanmak isteyen gençler, geleneksel medya yerine sosyal platformları, yapay zekâ ve/veya podcast içeriklerini alternatif bir bilgi alanı olarak konumlandırmaktadır.
Bu noktada, gençlerin dezenformasyon ekosistemine karşı direnç gösterebilmesi için temel dijital okuryazarlık yetkinliklerinin artık sınırlı kaldığı görülüyor. Bunu desteklemek için, algoritmaların teknik çalışma usullerini algılama ve kullanım süreçlerinde bu farkındalıkla hareket etme becerisi olarak tanımladığımız algoritmik ve yapay zekâ okuryazarlık bilincinin kazandırılması hayati önem taşıyor.
Yapay Zekâ Okuryazarlığı
Medyaya ve algoritmik çağa eşlik eden yapay zekâ okuryazarlığının eleştirel bir perspektiften desteklenmesi, bu sürecin en kritik halkasıdır. OECD, yapay zekâ okuryazarlığı için kapsamlı bir çerçeve üzerinde çalışmaktadır. Bu çerçeveye göre yapay zekâ okuryazarlığı; yapay zekânın şekillendirdiği bir dünyada başarılı olabilmek için gerekli olan teknik bilgiyi, kalıcı becerileri ve “geleceğe hazır” tutumları ifade etmektedir. Bu noktada yapay zekâ okuryazarlığı gençlere; bu teknolojiyle sağlıklı etkileşim kurma, yaratıcı üretim yapma ve süreci yönetme becerisi kazandırırken; diğer yandan potansiyel riskleri ve etik sonuçları değerlendirebilme olanağı tanımaktadır. Bu noktada yapay zekâ çağında gençleri anlamak, onların sosyal platformlarda ve yapay zekâ ile kurduğu bu yeni iletişim dilini çözmekten ve bu süreci doğru bir okuryazarlıkla inşa etmekten geçmektedir.
